16.5.23

Yağmurun elleri

Nefes alan tüm canlıların küçük masum bakışlarında yavrumu görüyorum. Bir de çiçek tomurcuklarında, ucu sivriltmekten minnacık kalmış kurşun kalemlerde, anasının yamacına sokulmuş küçük tombul bulutlarda da. Sabahları alarm kurmadan uyandıran bir kedim var artık. Gözünü açar açmaz annesi gibi önce uyanmasına değer bir his arar uyandığı günün içinde. Tavanı tarar, gözünü yummadan önce gördüğü gece lambası yansımalarını arar, yatağının sade bomboş kenarlarını tırmıklar, aslan kardeşini izlemekten de sıkılınca artık ağlayarak annesini çağırır. Annesinin heyecanla dolu yüzünde güne uyanma işaretini bulur küçük kuzu da, gülmeye başlar. Gedizciğim, küçük bonbon şekerim, uykuya geçerken anneciğinin koynunda son güç gırtlağından çıkardığı tek nefes bozlağın bir tonunun ucuna tutunur, başından geçenleri anlatmaya koyulur. Perdede salınan ışık oyununu, gözüne kestirip uzanamadığı oyuncağını, ucunu kemirdiği kitabının neden acı bir tadı olduğunu... belki tanıdığı yüzlerin nasıl küçük bir karenin içine sığabildiğini anlamaya çalışmaktadır, kendine benzeyen daha büyük canlıların nasıl gezebildiğini, nasıl anlamlı sesler şakıdığını çözmeye. Dişleri gibi, kelimeleri de ancak çıkacak küçük oğlumun. Onun yerinde şimdi tatlı, ekşi ve kızgın ifadeler var. Bir de bu sese dönüştürdüğü halleri. Duygusunu da, fikrini de sesinin frekansıyla uyumlaştırırarak anlatır. İletişimi sesten kurmayı ondan öğrendim. Anne ben bugün ne gördüm biliyor musun diyor. Biliyor musun anne koltuk sandığın şey aslında bir ormanın yer örtüsü diyor. Yemek yerken elime verdiğin mavi kaplı plastik şişenin içinde kocaman balinalar var diyor, hani kartını bana anlatıyordunuz ya diyor. Meraklı gözlerini dünyada gezdirirken heyecanlandıran bazen sıkan şeyleri sayıyor. Onu kızdıran şeyleri, mesela tuvaleti yokken klozete oturtulmak, oyun örtüsüne uzun süre bırakılmak, mama sandalyesinde beklemek... Daha oynamak isterken uykusunun gelmesine hayıflandığını söyler, babacığının kucağıyla örtüldüğünde nasıl sakinleştiğini bir bilsemmiş, masanın ucundan ittirdiği oyuncağın nereye gittiğini bir bilseymiş... Bunları anlatırken yaslandığı yerde, annesinin kalp atışlarının ritmiyle dengelenir, uykuya geçermiş...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder