30.6.16

Gençliğim etten duvar

“Herkes yaşlanır” demiş doğa... Bakıyorum, Baharat kızlar bile, şarkılarına yapışmış bir sürü gençlik anım gibi çağa uymuş ve başkalaşmışlar... Kasaları yerinde, ama görüntüleri dönüşüm geçirmiş, ayakkabıları bile platformlardan stilettoya terfi etmiş Posh baharatın. Yıllar, benim zigzaglı maceralarım gibi, Scary arkadaşın saçlarını da düzleştirmiş ve sıradanlaştırmış. Ginger’ın yüzünün rengini, gözümün feri gibi, soldurmuş. Bebek spice’lar şimdi bardak, sporcu Mel’im en bir dişi olmuş.

Benimse ne uzağımda kalmış gençliğim ne yakınımda, çok aradayım. Bırakmak istemediğim bir anı birikimi, her birini yaldızlı kâğıtlara sarmışım, sinema biletlerine, bira etiketlerine, kısa ders aralarında en geyiğinden yazılarak kitap aralarına sıkıştırılmış post-itlere. İlk gençliğim canlı bekliyor belleğimde, elleşilmemek istiyor, orada rahat. Bugünün depresyonlarına kurban edilmemek istiyor. Hiçbir yeni hüzün bulaşmasın, sünger gibi sıkıntıyı emerek kirletmesin kendini.

Bu yüzden önce etten bir duvar ördüm gençliğime, en kutsal hüzünlerime, mihenk taşlarıma, kavrulduğum ateşlere.

Duvarı dışıma ördüğümü sandım, meğerse ben dışarıda kaldım. Ateşten uzak, coşkudan uzaklığımın açığını en çok kaçındığım o iş dünyası saydamlığıyla, donukluğuyla tamamladım. Sonra gelsin kendimden soğumalar, yabancılaşmalarım. Eskinin hüznüne bile hüzün ekleyememelerim, sıradanlaşmalarım.  Eve yorgunlukla gelmeler, TV karşısında koltuğa çökmeler, yemek siparişleri ve gerisini biliyorsunuz. Bedenime etten duvar ördüren, beni yaratığa döndüren şişmeler... Bu halden kurtulamamalar... Vücudumun iyiden iyiye SOS vermeleri. 

Biliyorum bana düşen bu çığlığı duymak, ruhumun dinlenmesi artık yeter. Damıtarak şimdinin getirdiğini, hayallerime yakıt yapacağım. Islıklar çalacağım, yapraklara basarak yürüyeceğim, tek başıma yaz geceleri kaldırımları arşınlayacağım yine. Yağmurun ve çimin kokusunu içime çekeceğim, sırtımı gerip sabahın sesini dinleyeceğim uyandığımda. Yanımda oturanların sohbetine ortadan dalacağım, barış ve umut dolu sözcükler dökülecek ağzımdan.  Çocukları gördüğümde selam vereceğim sebepsiz, gülümseyeceğim, konuşacağım havadan sudan… Çoğu sadece hafızamda kalmış olsa da, hissini de yakalayacağım o gençliğimin. Şimdimin suretine eski bir dost eli gibi uzanacak o ilk gençliğim. O etten duvarı yıkacağım, bir heykeltıraş gibi bu bedenimi kazıyacak ve içimdeki o kendine güvenen, umut dolu, her daim arayıştaki kızla kucaklaşıp hasret gidereceğim.

Sonra yine başlayacağım yeni hikayeler yazmaya… Yeniden, başka coğrafyalarda.