Yaş dönümlerinde insan hafif bir aydınlanma yaşayacağını zannediyor. Yeni yaşın altın bilgisi gökyüzünden ince bir şal misali süzülüp üzerine örtülecek gibi. Ya da kocaman bir fasikülü tamamlarcasına bir hare olup konacak başına. İşte bu yüzden bugünlerimin öyle melankolik, öyle hisli, öyle sıra dışı geçmesi gerekiyordu. Hele de insan 40 yılını geride bıraktıysa, kartallarınki gibi bir aksiyon bekliyor kendinden.
Gagamı kırdırarak yeni bir ben çıkartır mı içinden bilmem ama, 40 yılın sonrasında beklediğim yepyeni bir oyun var. Bu yeni oyun ertelediğim sözleri söyletecek, minnetimi hatırlatacak, barıştıracak ve affettirecek. Gözlerim ışığa yeniden açılacak. Beni yücelten aşkla birleşeceğim, bölüneceğim ve çoğalacağım. Çoğalan parçama başımdan tüm geçenleri anlatacağım. Kumruların ötüşünü dinleteceğim. Ona evimin bütün odalarını gezdireceğim. Bu oyunu onunla oynamayı bekleyen her yaştan arkadaşını tanıtacağım. Onu cesaretlendireceğim, bir şarkı söyleyince her şey geçer. Tanrıyı anlatacağım. İnsanı anlatacağım. Dengede durmanın mucizesini anlatacağım. Sadece nefes al... tutun... dağıl... yayıl.... toplan... bütünde kal... haydi baştan bir daha.
Anlattıkça ben de hayatı öğreneceğim yeniden. Güzel oyunum beni güçlendirecek, kök saldıracak (toprak güçtür). Her hücreme dokunacak, varlığına ikna ettirecek, nabzımdan sarsacak (kan kendine-kendinden şifadır). Ve ruhumu taşıyacak, zamanda gezdirecek, geçmiş ve gelecek hallerimden öğüt dinletecek (zaman yoktur). Yani ilham sözlerine erdirecek, bana beni dinletecek, sonra bana meydan okuyacak (aşk kurtarır)... sonra baştan bir daha.
Dönüşmek ve yenilenmek ve dönüşmek ve yenilenmek, ne bitmeyen, ne güzel eylemler. Severek ve kendimden parçalar bularak okudum :)
YanıtlaSil🌱
Sil