27.2.09

Mide kazıntısı

Yıllardan beri genetik kodumun göbekli marul formatına direnen bendeniz, zaman zaman havlu atmış, sonrasında atağa geçmiş, rehavetin tatlı nağmelerine boyun eğip revaninin tatlı şerbetine yenik düşmüş bir eğride bükülerek yoluma devam ediyorum. Eğriyi doğruya çevirmek isterken (özellikle sırtımın yanlarında pörtleyen kubbeleri) yeniden rejim yapma gayretine girdim.

Son bir kaç yıldır spor salonlarında "eye of the tiger"vari şarkılar eşliğinde yürümüş, hocaların ikazlarına rağmen gücümün son mertebesindeki hızda pedal çevirmiş, ter içinde pilates işkencesinden geçmiş ve bu şekilde ideal kilomun 4-5 kilo üzerinde ama bulunduğum kilonun da 4-5 kilo altında bir seviyeye gelmeyi başarabilmiştim. Sonra da (spor salonundaki tartının ibresini biri tutkallamadıysa) o harap ve bitap halime rağmen bir türlü daha aşağı inemedim.

(Evdeki baskül ve üzerindeyken göstermesini istediğim rakam:))

Yılların metabolizma motorunu paslandırdığı bir gerçek. Eski porsiyonlarla aynı kiloyu korumaksa bir hayal. İpin ucunun nereden itibaren kaçtığını ölçmek için eve bir baskül aldım. Sonuç ilginçti. Karbonhidrata yüklendiğim ev gezmelerinden döndüğümde kilom neredeyse azalıyordu. Akşam öğünlerini kesip sporu artırdığım zamanlarda ise aşağı düşmemek için ibreye tutunuyor gibiydim. Fizyolojik dengelerimin bu alaycılığını da hafıza defterime kaydettim.

Klinik deneylerle ispatlayamasam da kilo verme sürecimde değişik koşullarda değişik sonuçlar aldım. Midemin dolduğunu hissetmediğim müddetçe yediğim çikolataların zararını görmedim. Bunun yanı sıra, açlık hissetmediğim zamanlarda yediğim birkaç tuzsuz-yağsız krakeri bıngıl bıngıl farkettiğim de oldu. Herkesin metabolizması kendine çalışıyor arkadaş, kişinin önce kendi vücut dilinden anlıyor olması şart.

Bir ileri iki geri gittiğim baskül ibremde birkaç kademe geriye sarma gayretindeyim. Pirinç ve patatesi hayatımdan kesinlikle çıkarıyorum. Çikolatayı çıkarıyorum. Kızartmanın her türlüsünü çıkarıyorum. 1 ay sonra, 27 Mart 2009'dan sonra haftada bir çikolata yiyebilirim, birkaç haftada bir de pirinç ve patatese de iznim olacak. Haftada 3 kere en az yarım saat tempolu yürüyüş. Tabi arzuya ve zorunluluğa göre artabilir. Hamurişleri yok. Evde pişirdiğim ve kalanını midemde saklamayı tercih ettiğim yemeklerin de porsiyonları küçülecek besbelli. Sonra da benim porsiyonlarım, hahayytt..:))

Mide kazıntısı diye birşey yok, el titremesi yok, yemek eşit değildir mutluluk!!! Biraz coldplay, biraz cardigans ezgileri, fit insan figürleri, şekilli göbek piercing'leri, dar body'ler yoldaşım olsun:)

I have a dream..and yes, i can:)

5.2.09

İyi haberler serisi (1)

Bilin bakalım ne oldu? Sayın Kuzey Kutbu sakinleri, sizlere sesleniyorum... Günlerimiz uzadı!!! 21 Aralık'tan bu yana devam eden süreç artık gözle görünür durumda. İş çıkışları 17:30'a tekabül eden tüm proletaryanın gün ışığı kutlu olsun:))

Keyfini çıkarın, servisten iki durak önce inin, yürüyün. Görünümüne özen gösteren bazı görmemiş kemaşe ruhlularımız güneş gözlüğü takma seçeneğini de kullanabilirler.



Güneş, kovaladığı meridyenlerin kuzey kutbuna denk gelen yarımlarına kıyak geçiyor. Şimdiden içimizi ısıtan bu gelişmenin kaynağında daha ne enerjiler var. Daha bahar da gelecek, ayva çiçek açacak, leylekler için turizm mevsimimiz başlayacak...

Sabırsızlanıyorum!!!