15.6.09

Göz altlarıma mor far mı uygulandı ne var, benim mi Allah'ım bu röfleli saç?

İstemesem de, gözümü yumsam da biliyorum varlar. Sinsi ve sessizce vücudumu ele geçiriyorlar. Boya ve makyajın altında gizleniyorlarmış bunca sene. Önce yakından çekilmiş fotoğraflarda yüzlerini gösterdiler, sonra uzayan saçlarımın altından ışıldayarak gözümü aldılar. Hayır derken alnımda kıvrımlar dizildi, gülerken gözümü kıstığımdaysa Japon çizgi kahramanları gibi gözyaşımın geçtiği kanallar meydana çıktı. Ve ben onu boyayla bunu kalemle, mimik azaltma yöntemiyle gizleyeyim derken yoruldum ve gerçeği kabul etmek zorunda kaldım: Yaşlanıyorum!

Evin küçüğü, sınıfın küçüğü, arkadaşların küçüğü olma avantajımı işe başladığımda yitirmiştim. Ama yine de durumu idrak edemeyen bir tarafım kendini her daim genç ve yaşlanmaz hissetmekte kararlıydı. Öğrenci pısırıklığını bir kenara atmanın emaresi olsun diye saçlarımı mezuniyetten sonra bir kaç sene röfleli kullandım. Arkasından perma, sonra yine röfle derken hevesimi aldım ve kendi saç rengime dönesim geldi. Geç kalmışım işte, benim sarı röfle sandığım teller bildiğin beyazmış. Ta o güne kadar baksam da görmediğim, görsem de üzerinde durmadığım göz altı torbalarım bu doğal beyaz meçten kuvvet alarak daha belirginleştiler sanki, bunu gören kaşlarımın arası iyice kasıldı kasıldı ve kendine bir hat da o edindi. Birinci baharımın kalan kısmının tadını çıkarayım deyip makyajı sıfırlama niyetine girmek beyhude şimdi. Gizle beni diye haykıran yaşlanma belirtilerimi gidermeye dünyanın bütün revitaliftleri gelse yardımcı olamaz.

Erkeklere olduğu gibi bize şefkatli davranmıyor bu yıllar. Kadın olmanın getirdiği binbir türlü dert tasaya bir de bu eklenmese şaşardım. Film artistlerine bir bakın, Bruce Willis ve Cybill Shepherd'in çekicilik ibreleri "Mavi Ay"dan bu yana nasıl da tam ters yöne bir ivmede devam etti değil mi? Kevin Costner, Richard Gere, Harrison Ford ve tabi George Clooney... Kırışıklandıkça güzelleşti adamlar. Ama nerde o eski Brook Shields, ABBA'nın sarışın güzeli (son halini merak edenler için bkz: aşağıdaki resim), Sandra Kim'ler, Kim Bassinger'lar... Doğru, en iyisi feminist tavırları bir yana bırakarak kendimizi genç ve güzel tutmanın yollarını aramak.



Diğer yandan bu işin bir de Madonna yüzü var, Michelle Pfeiffer, Demi Moore, çok sevdiğimiz Sex&The City'nin Samantha'sı olmak da var. Demek oluyor ki; daha fazla kaçmadan kendime düzenli bir kür uygulamalıyım. Bu kırışıklıkları gizlemek için bir maske şart. Her ne kadar kendimi yeşil ve yosun kokan vıcık vıcık macunların içinde düşünemesem de buna mecburum. Cildimi taze tutmam gerekiyor, ütü zamanım gelmeden. Ütü zamanı işte, çiziklerin derinleştiği, "hayır" derken veya gülerken katkat yanyana dizilen o kasları açmaya sadece ütünün fayda edebileceği zamanlar. İş son ütücülere nam-ı diğer plastik cerrahlara varmadan titremeli, gerekirse donmalı, arada bir gerilmeli ve kendi özüme dönmeliyim...!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder