26.5.09

Tatilim geldi hanımmm...


Şu kaplumbağaya bakın hele... Ne kadar şanslı olduğunu bilmiyor. Sen git Karayip adalarının billur berrak sularında yüz. Turistler senin fotoğraflarını çekmek için uğraşsın dursun. Rengarenk envai çeşit balıklar önünde resmi geçit yapsın... Peki sen bunun karşılığında ne yapıyorsun okyanusun derinliklerinde süzülüp salınmaktan başka? Ekmek denizden su da denizden, yaşamaya devam et. Biz günahkar proleterya sınıfı ancak göçmen gemilerden okyanusa kaçak atlasın, canları çıkıncaya kadar yüzsün, köpekbalıklarına yem olmadan vurabilirse vursun senin dinlendiğin koylara. Oh ne ala memleket!...

Of ne ala memleketler var şu canına yandığım batı yarım kürenin yengeç dönencesinde. Böyle tropikliğe sürgün gidilir, uçak kazazedesi olunur, bir survivor yarışmasının sondan birinciliği kazanılır. Balayı cenneti olmasına rağmen tekilliğe razı gelir bünye. Bir tente altı, bir yudum meyve kokteyli, bir latin ezgisi (ıslık da kabul), yanık tende florasan gibi parlayan dişler....yeter.



Geçmiş zaman korsanları ne şanslıymış. Bembeyaz kumlar, toz gibi ayağının altında kaysın. Palmiyeler gölgeliğin olsun. Hele o denizin berraklığı. Uçsuz bucaksız bir havuz gibi... Bu huzur kaynağında nasıl uykuları gelmeden savaşabiliyorlarmış şaşarım. Gerçi Avrupa'dan gelen yağmacılar olduklarını unutmamak lazım. O kasvetli kıtalarından çıkınca sahip olmak istedikleri ganimetlerin büyüsüyle kendilerini ve akıllarını kaybetmiş olmaları da mümkün. Hepsi benim olsun mantığıyla nereye yayılacaklarını bilememiş olmaları da ayrı bir teori.

Bir gün Karayipler'de tatil yapmamı sağlayacak beyaz atlı prensimi düşünmek de işimi kolaylaştırmıyor. Hatta daha bir hırs bastırıyor diyebilirim. Bir arkadaş edindim. Dominik'li. Sahilde kardeşiyle palmiye dallarını kullanarak nasıl kulübe yaptıklarını anlatınca içim gevşiyor. Onlar da bir nevi su kaplumbağası işte, doğuştan gelen bir hediye o diyarlarda yaşamak.


Yedinci günün sonunda özene bezene yaratılan bu serpme adalardan başımı sokacak bir tanesinde bir ağaç gölgeliğine de razıyım. Gitsem iki "çıp-çıp" yüzsem sonra kaldığım uykuya devam etsem. Latin ezgileri ninni olsa. Kumsal partilerinden benim de payıma iki salsa düşse, bir de ateş dansı. Gece yıldızlar üzerime yağsa, sabah o billur resme yeniden uyansam. Ah o gemide ben de olsam.... Vız gelir herşey inanın bana...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder